Bileşikler Heterojen Olabilir Mi? Kimya mı, Komedi mi?
Kimya dersine girip “Bileşikler heterojen olabilir mi?” sorusunu duyduğumda, içimde bir şeyler koptu. Yani kimya… Beni her zaman derin düşüncelere sevk eder. Ama bazen böyle konularla baş başa kaldığımda, birdenbire kafamda garip ve komik düşünceler beliriyor. Bileşikler heterojen olabilir mi? Bu soruyu bana sormak kimya hocasının gerçekten bana komik bir şaka yapıp yapmadığını kontrol etmek mi istiyor? Hadi gelin, birlikte bakalım.
Kimyada Bileşik Ne Demek? İlk Defa Kimya Kitabını Açan Biri Olarak
Bir kimya kitabı aldım, ne olur ne olmaz diye. “Bileşik” ne demek diye düşündüm, o da ne? Bir çeşit yemek mi? Hani mesela kısır mı? Kısır gibi bir şey mi? Hayır, aslında bileşik, iki veya daha fazla elementin birleşip yeni bir şey oluşturduğu bir kimyasal madde. Tamam, öğretmen doğru söylüyor, ama ben hala “Heterojen” lafını duyduğumda bir kafede karşımda oturan bir çocuğun kafasında karışık bir içecek gibi hayal ediyorum. Yani bu karışımda homojen olan kim? Kimyacılar mı? Neyse ki, işler netleşmeye başlıyor.
Bileşikler ve Heterojenlik: En Sevdiğim Konu!
Şimdi gelelim esas soruya: “Bileşikler heterojen olabilir mi?” Heterojen dediğimizde, tam anlamıyla karışımda her şeyin homojen olmadığı durumu anlatıyoruz. Mesela, içinde farklı parçacıklar, görünür farklı katmanlar barındıran bir şey düşünün. Benim aklıma ilk olarak ısırdığım ve içindeki dolgusu her an kaybolan bir çikolatalı çörek geliyor. O çöreğin her lokmasında karışımın nasıl da heterojen olduğunu çok net hissediyorum. Ama kimyada, bu aslında bir karışım türüyle ilgili. Bileşiklerin bir araya geldiği anlarda, genellikle bir şeylerin tam olarak çözünmesi ve homojen olması gerekir. Çünkü bileşik, farklı şeylerin bir araya gelerek yeni bir kimyasal özellik kazanması demek. Yani, çok karışık iş!
Tabii bunu biraz daha somutlaştırmak gerekirse, mesela çikolatayı sütle karıştırınca ne oluyor? İyi bir karışım elde ediyorsunuz, ama bu homojen değil. Bileşik değil, sadece karışım. Sonra bir arkadaşım gelip “Bu heterojen olabilir mi?” diye sorarsa, “Evet” derim. Ama kimyadaki anlamı biraz daha başka. Kimyada, bileşikler aslında homojen olmalı, ama işte kafamda hep bir soru var: Bir çikolatayı dökme usulüyle yaptıysanız ve sonra içine parça parça çikolatalar koyarsanız, o zaman heterojen olamaz mı?”
Gündelik Hayatla Kimya: Bileşik mi, Karışım mı?
Şimdi bakalım, heterojen bileşikler demişken, bir de hayatımıza bakalım. Geçenlerde arkadaşlarla kahve içiyordum. Yani bir kahve aslında çok basit değil mi? Ama bardağın içinde hem kahve, hem süt, hem şeker, hem de bazen bir parça kek var. Bunu görünce dedim ki “İşte, heterojen bir bileşik!” Evet, kahvem de tıpkı kimyadaki gibi karışımı bozulmuş ve aslında çok karışık bir hal almıştı. Her lokmada farklı bir tat aldım; bazen şeker, bazen süt, bazen de o şekerin tamamen kaybolmuş tadı… Kısacası bu kadar karışık, heterojen bir sistemde yaşıyoruz. İşte bu yüzden hayat da bazen kimya gibi oluyor.
“Ama bu bileşik değil, karışım!” diye kendime fısıldıyorum. Evet, kimya dersinden öğrendiklerimle geri dönüyorum ve kahvemde her şeyin karıştığını, ama hala homojenleşmediğini fark ediyorum. O zaman “Bileşikler heterojen olabilir mi?” sorusunun cevabını bulmaya çalışırken, aslında hiç de basit olmayan bir soru ile karşı karşıya kalıyorum. Yani hem karışım hem de bileşik olabilen şeylerin günlük hayatımıza etkisi kesinlikle büyük!
Kimya ve Zihnimdeki Karışım
Yine de düşünüyorum, bazen bazı konularda, kimya kadar net olmamız gerekmediğini düşünüyorum. Hayatta her şey, bazen hem karışım hem de bileşik olabiliyor. İlişkilerde, işlerimizde, hatta kahve ve kek seçimlerimizde… Bazen karışımlar olur, bazen de birdenbire bir bileşik gibi birleşip, daha farklı bir hale geliriz. Ama bu değişimin o kadar kolay olmadığı kesin! Kimyada bazen bir karışımdan yeni bileşikler elde etmek de zor olabiliyor. Yani biraz çaba, sabır ve biraz da deney yapmayı gerektiriyor.
Şimdi soruyu tekrar soralım: “Bileşikler heterojen olabilir mi?” Bu kadar kafa karıştırıcı kimyasal terimden sonra, aslında basit bir cevabım var: Kimyada “Hayır!” diyorum. Ama hayatın içinde, her şeyin homojen olmadığı ve bazen karışan her şeyin yeni bir bileşik gibi şekil aldığı anlar oluyor. Kimya böyle bir şey: Hem eğlenceli, hem de bazen çok ciddi. Ama ne olursa olsun, her karışımdan sonra bir şekilde bir çözüm bulabiliyoruz. Gerçek hayatta olduğu gibi, kimyada da her şeyin düzgün bir şekilde çözülmesi gerekiyor, hatta bazen kaybolan çikolatalı kek parçaları gibi.
Sonuç olarak, kimya dersinde soruyu soran hoca “Evet, bileşikler heterojen olamaz,” demişti. Ama ben hâlâ düşünüyorum: “Acaba hayat gerçekten de bir bileşik mi? Yoksa karışık bir şeyin içinde yer alan bir parçacık mı?”