İçeriğe geç

Bilme ne demek felsefe ?

Bilme Ne Demek Felsefe?

Bir Kayseri Gecesinde Felsefi Bir Anlam Arayışı

Kayseri’nin Soğuk Gecesinde Bir Sorunun Ardında

Bir şeyleri anlamaya çalışırken, bazen kendi içine dönmek gerekir, değil mi? Bu sabah, kaybolmuş bir düşünceyle uyanmıştım. Ne kadar büyüleyici olsa da felsefenin bir parçası olmak, bazen insanı öylesine sarsıyor ki, sadece anlamakla kalmak istemezsin, bir şeyleri değiştirmek istersin. Ama asıl soruyu sormadan önce, Kayseri’nin o soğuk akşamında, sanki bütün dünya üzerine çökmüş gibi, bir anı yakaladım.

O gün, yaşadığım hayal kırıklığını hala hatırlıyorum. İnsan bazen en sevdiklerinden bile bir şeyler bekler, ya da beklememeli mi? Bunu tartışırken, her şey karmaşıklaşmaya başlıyor. Felsefe ne kadar uzak olursa olsun, bu gibi anlarda sana yaklaşmaya başlar, hatta her köşeye sızar. Çünkü insanın bilmediği çok şey vardır; ama biz hep “bilmek” isteriz.

O Anı Fark Etmek

Bir akşamüstü, Kayseri’nin dar sokaklarında yürürken, bir çay bahçesinde oturan yaşlı bir adamla karşılaştım. Gözlerindeki derinlik, bana bir şeyler söylüyordu ama anlamadım. Onunla konuşmadım, sadece birkaç saniyelik bir bakış alışverişi oldu. Sonra, gözlerim yoluma devam etti ama içinde bir şey kaldı. İşte tam bu noktada fark ettim: Bilmek ne demek? Bunu anlamadığımı düşündüm. Ne zaman bir şeyin bilincine varıyoruz, ya da varmalıyız?

Yaşadığım hayal kırıklığının ardından, insanın hayatına giren her şeyin bir anlam taşıması gerektiği düşüncesine kapıldım. Belki de herkes bir şeyler beklerken, neyi beklediğimizi hiç sorgulamıyoruz. Bu da felsefi bir soruya dönüşüyor: Gerçekten neyi bilmemiz gerek? Bu sorunun cevabını ararken, anımsadım; bu şehrin sokaklarında geçen her an, ne kadar basit olursa olsun, bir hikaye taşıyor. Ve bu hikayenin içinde herkesin bilmediği bir şey var.

“Bilmek” ve “İçsel Keşif”

Bazen bir çayı yudumlamak, insanın kafasındaki karmaşayı sakinleştiriyor. O gün Kayseri’de çay içtiğim o kahvehanede, gözlerimdeki o soruyu fark ettiğim an, sanki bir pencere açılmıştı. “Bilme” kelimesinin felsefi anlamını o an öğrendim gibi hissettim. “Bilmek” sadece bilgiyi öğrenmek değilmiş, bunu anlamak çok başka bir şeymiş. Bazen, bilmek diye bir şey yoktur. Bazen, sadece yaşamaktır. Bazen de, anlamadan sevemeyiz.

Bir yolculuğa çıkmak gibi. Yolun sonu ne olur bilmiyoruz. Ama her adımda bir şeyler öğreniyoruz. Ne zaman felsefeyi düşünsem, bu duyguları hatırlıyorum. Hayal kırıklığı, belirsizlik, ama bir yandan da umut.

Sonuçta, Ne Öğrendim?

Şu an düşündüğümde, felsefe derin bir deniz gibi. Herkesin suya girdiği derinlik farklıdır. Kimi hemen boğulmadan çıkarken, kimisi saatlerce daldığında cevapsız sorularla yüzleşir. “Bilmek” demek, soruları sormak demek belki de. Ya da hiç sormadan, sadece yaşamak.

O eski çay bahçesinin köşesinde, orada bir yerlerde, hala o yaşlı adamın bakışları var. Belki de neyi bilmeme gerek olduğu sorusunun cevabı, tam olarak burada yatıyor. Bilmiyorum, ama belki de bu yeterli.

Evet, belki de felsefe sadece bir şeyleri bilmemekle ilgili değildir. Bazen en değerli şey, hiç bilmediğimiz bir dünyaya adım atmak ve içsel bir keşif yapmaktır.

Ve Kayseri’nin soğuk gecesinde, felsefe işte böyle bir şeydi: bir sorudan çok, bir yolculuk…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
betexper